| ARAŞTIRMA | |
| 1. | Tek Damar Hastalığı Nedeniyle Primer Perkütan Girişim Uygulanan Hastalarda İnce ve Kalın Strutlu Stentlerin Karşılaştırılması Comparison Between Thin and Thicker Strut Stents in Patients Undergoing Primary Percutaneous Intervention for Single-Vessel Disease Magdy Algowhary, Amir M. Khalifa, Amr Ahmed Abdelnazeer, Salwa Roshdy Demitry, Mahmoud AbdelsabourPMID: 41380040 doi: 10.5543/tkda.2025.37396 Sayfalar 555 - 563 Amaç: Bu çalışmanın amacı, ST yükselmeli miyokard enfarktüsü (STEMI) ve tek damar hastalığı olan ve primer perkütan koroner girişim (PKG) uygulanan hastalarda BioMime ve daha kalın destekli Ultimaster sirolimus salınımlı stentlerin (SES) güvenlik ve etkinliğini karşılaştırmaktır. Yöntem: Bu prospektif, tek merkezli, non-inferiorite çalışması, STEMI tanısı almış, 19 ila 65 yaşları arasında, her iki cinsiyetten 221 STEMI hastası üzerinde yürütülmüştür. Tüm hastalara elektrokardiyogram, ekokardiyografi ve klinik takip uygulanmıştır. Başlangıçta ve takipte kantitatif koroner anjiyografi (QCA) yapılmıştır. Bulgular: İşlem sonrası kantitatif koroner anjiyografi (QCA), BioMime ve Ultimaster grupları arasında akut lümen kazancı ve rezidüel stenoz açısından anlamlı bir fark göstermemiştir. BioMime grubunda ikili restenoz (7 [15,2%)) Ultimaster grubuna (6 [13,3%) kıyasla biraz daha fazlaydı, bağıl risk [95% güven aralığı, GA]: 0,947 [0,329–2,725], P = 0,797). Stent içi geç lümen kaybındaki (LLL) gruplar arasındaki değişim minimaldi (BioMime grubunda 0,33 ± 0,3 mm, Ultimaster grubunda 0,32 ± 0,4 mm, Fark [95% GA]: 0,007 [-0,16–0,17], P = 0,935; önceden belirlenmiş eşit etkililik = 0,024). 30. gün ve 14. aydaki klinik sonlanım noktaları ile 14. aydaki hasta ve cihaz odaklı sonlanım noktaları, BioMime ve Ultimaster grupları arasında anlamlı bir farklılık göstermemiştir. Alt grup analizi, Ultimaster stentinin yaşlı hastalarda (>70 yaş) hedef damar yetmezliği (TVF) açısından potansiyel bir fayda sağladığını ortaya koymuştur. Sonuç: STEMI hastalarında primer PKG'de, BioMime stentleri bir yıllık takipte Ultimaster stentlerinden daha düşük performans göstermemiştir. Bu sonuçları doğrulamak için daha uzun takip süreli ileri çalışmalara ihtiyaç vardır. |
| 2. | Kalp İçine Yerleştirilebilir Elektronik Cihazı Olan Hastalarda Basit Stiletler ve Yeniden Kullanılmış Döner Kılıflar Kullanılarak Yerleştirilmiş Elektrotların Çıkarılması İçin Yeni Bir Yöntem A Novel Technique to Extract Implanted Leads Using Simple Stylets and Reused Rotational Sheaths in Patients with a Cardiac Implantable Electronic Device Serkan Çay, Görkem Kuş, Meryem Kara, Elif Hande Özcan Çetin, Özcan Özeke, Idriz Merovci, Ahmet Korkmaz, Fırat Özcan, Serkan TopaloğluPMID: 40931727 doi: 10.5543/tkda.2025.64865 Sayfalar 564 - 572 Amaç: Transvenöz elektrot ekstraksiyonu (TLE), cihazla ilişkili enfeksiyonlar gibi çeşitli klinik durumlarda kullanılmaktadır. Mekanik tahrikli kılıflar, TLE prosedürlerinde yaygın olarak kullanılan araçlardandır. Bu çalışmada, cihazla ilişkili enfeksiyonların tedavisinde kronik olarak implante edilmiş elektrotların yeni bir ekstraksiyon tekniğiyle çıkarılmasının işlem ve klinik sonuçları değerlendirildi. Yöntem: Standart implantasyon stiletleri, kementler, yeniden kullanılmış döner kılıflar, kateterler ve teller kullanılarak uygulanan yeni ekstraksiyon tekniği; işlem başarısı ve klinik sonuçlar açısından değerlendirildi. Bulgular: Cihazla ilişkili enfeksiyonu olan toplam 12 ardışık hasta yeni TLE prosedürü ile tedavi edildi. Tüm hastalarda tam işlem başarısı elde edildi ve minör komplikasyon oranı %8 (1 hasta) olarak kaydedildi. Hiçbir majör komplikasyon veya işlemle ilişkili ölüm gözlenmedi. Medyan 435 günlük takip süresince bir hasta çok ilaca dirençli sistemik enfeksiyon nedeniyle, bir hasta son evre kalp yetmezliği nedeniyle yaşamını yitirdi; bir hasta ise ek kapak endokarditi nedeniyle kapak cerrahisi geçirdi. Çalışma grubunda hiçbir yeniden enfeksiyon vakası görülmedi. Ayrıca bu yeni tekniğin, kilitleme stiletleri ve kullanılmamış döner kılıflar içeren geleneksel standart teknikten yaklaşık %85 daha ucuz olduğu bulundu. Sonuç: Kullanılmamış ekstraksiyon araçlarının temin edilemediği veya geri ödeme sorunlarının bulunduğu durumlarda, bu yeni TLE tekniği etkili ve güvenli bir çözüm sunabilir. |
| 3. | Propofol ve Ketamin'in Atriyal Fibrilasyon için Radyofrekans Ablasyonu Geçiren Hastalarda Sedasyon için Karşılaştırılması Comparison of Propofol and Ketamine for Sedation in Patients Undergoing Radiofrequency Ablation for Atrial Fibrillation Şahin Yılmaz, Levent Pay, Cahit Coşkun, Koray Kalenderoğlu, Tufan Çınar, Mert İlker HayıroğluPMID: 40936429 doi: 10.5543/tkda.2025.16377 Sayfalar 573 - 578 Amaç: Kateter bazlı ablasyon, atriyal fibrilasyonun (AF) yönetiminde faydalı bir tedavi seçeneği olarak günümüzde yaygın şekilde kabul görmektedir. Ancak, işlemin uzun sürmesi ve ağrılı olması, hastaların hareket etmesine neden olabilir; bu da elektro-anatomik haritalama sistemlerinde bozulmalara yol açabilir. Vücut hareketlerini önlemek ve ağrıyı kontrol altına almak için sedatif ve analjezik ajanlar kullanılmaktadır. Bu çalışmada, AF nedeniyle radyofrekans ablasyon uygulanan hastalarda derin sedasyon için ketamin ve propofolün güvenliği ve etkileri açısından karşılaştırılması amaçlanmıştır. Yöntem: Bu retrospektif ve tek merkezli çalışmaya, hastanemizde derin sedasyon (entübasyon yapılmaksızın) altında radyofrekans AF ablasyonu uygulanan 108 hasta dahil edilmiştir. Hastalar, derin sedasyon için uygulanan anestezik ajana göre iki gruba ayrılmıştır: propofol grubu ve ketamin grubu. İşlem süresi, başarı oranları ve iyileşme süreleri karşılaştırılmıştır. Bulgular: Toplam 108 hastanın 54’ü propofol grubunda, 54’ü ise ketamin grubunda yer almıştır. İşlem süreleri her iki grupta da benzer bulunmuştur (propofol grubu: 135 dk (120–145) vs. ketamin grubu: 140 dk (120–155), P = 0.803). İşlem sonrası göz açma süresi, propofol grubunda 275 saniye, ketamin grubunda ise 266 saniye olarak ölçülmüştür (P = 0.530). Ayrıca, sistolik ve diyastolik kan basıncı ile kalp atım hızının başlangıç ölçümlerinde anlamlı bir fark tespit edilmemiştir. Sonuç: Sonuç olarak, propofol grubu ile ketamin grubu arasında sonuçlar açısından anlamlı bir fark bulunmamıştır. Bildiğimiz kadarıyla, bu çalışma ketamin ve propofolün radyofrekans AF ablasyonu uygulanan hasta grubundaki etkinliğini değerlendiren ilk çalışmadır. |
| 4. | Non-Valvüler Atriyal Fibrilasyon Hastalarında Warfarin ve Yeni Nesil Oral Antikoagülan İlaçların Depresyon ve Anksiyete Üzerindeki Etkileri The Effects of Warfarin and Novel Oral Anticoagulants on Depression and Anxiety in Patients with Non-Valvular Atrial Fibrillation Neslihan Cansel, Muhammed Yasin Adıgüzel, Şahide Nur İpek Melez, Adil BayramoğluPMID: 41036637 doi: 10.5543/tkda.2025.79458 Sayfalar 579 - 587 Amaç: Atriyal fibrilasyon (AF), kardiyak aritmilerin en sık nedeni olup psikolojik iyi oluş üzerinde olumsuz etkilere sahiptir. Bu çalışmanın amacı, non-valvüler AF hastalarında depresyon ve anksiyete prevalansını değerlendirmek ve bu psikolojik durumlar ile uygulanan tedavi rejimleri arasındaki ilişkiyi incelemektir. Yöntem: Kesitsel nitelikteki bu çalışma, 2021-2022 yılları arasında non-valvüler AF tanısı ile tedavi gören toplam 255 hastayı kapsamaktadır. Hastaların psikolojik değerlendirmelerinde Beck Depresyon ve Beck Anksiyete Envanteri kullanılmıştır. Depresyon ve anksiyetenin belirleyicilerini tespit etmek amacıyla çok değişkenli regresyon analizi uygulanmıştır. Bulgular: Çalışmaya dahil edilen hastaların 62'si warfarin, 124'ü yeni nesil oral antikoagülan (NOAK) kullanırken, 69'u herhangi bir oral antikoagülan (OAK) tedavisi almamaktaydı. Orta ve üstü şiddet baz alındığında, hastaların %68,6’sında depresyon, %64,7’sinde anksiyete tespit edilmiştir. NOAK kullanan hastalar ile herhangi bir OAK tedavisi almayan hastalar arasında anksiyete ve depresyon puanları açısından anlamlı bir fark bulunmazken, warfarin kullanan grupta diğer iki gruba kıyasla anlamlı derecede daha yüksek bulunmuştur. Depresyon şiddeti, yaş, anksiyete, CRP ve CHA2DS2-VASc puanları ile pozitif korelasyon göstermiştir. Anksiyete ise yaş, depresyon ve CHA2DS2-VASc skoru ile pozitif, ejeksiyon fraksiyonu ile negatif korelasyona sahipti. Regresyon analizi, warfarin tedavisinin anksiyete şiddetini öngörmede önemli faktörlerden biri olduğunu göstermiştir. Sonuç: Çalışmamızın bulguları, warfarin kullanımının AF hastalarında belirgin psikolojik etkilere neden olduğunu ortaya koymaktadır. Eşlik eden psikiyatrik hastalıkların kötü prognoz ve artmış mortalite ile ilişkili olduğu göz önünde bulundurulduğunda, hastaların tedavi sürecinde ruhsal sıkıntılarının da ele alındığı uygun müdahale stratejilerinin geliştirilmesi önemli klinik faydalar sağlayabilir. |
| 5. | Periferik Arter Hastalığında CHA2DS2-VASc Skorunun Lezyon Karmaşıklığı ve Uzun Vadeli Sonuçlarla İlişkisi The Relationship Between the CHA2DS2-VASc Score and Lesion Complexity and Long-Term Outcomes in Peripheral Arterial Disease Ali Evsen, Adem Aktan, Raif Kılıç, Tuncay Güzel, Mehmet ÖzbekPMID: 40919835 doi: 10.5543/tkda.2025.66505 Sayfalar 588 - 598 Amaç: Başlangıçta kapak hastalığı ile ilişkili olmayan atriyal fibrilasyonu olan bireylerde inme riskini değerlendirmek için geliştirilen CHA2DS2-VASc skoru (Konjestif kalp yetmezliği, Hipertansiyon, Yaş ≥ 75, Diyabetes mellitus, daha önce inme/geçici iskemik atak/sistemik emboli, vasküler hastalık, yaş 65-74 ve cinsiyet kategorisi - kadın), günümüzde kardiyovasküler hastalıkların prognostik değerlendirmesi için de kullanılmaktadır. Bu çalışmanın amacı, periferik arter hastalığı (PAH) olan bireylerde lezyon şiddeti ve uzun dönem sağkalım sonuçları açısından CHA2DS2-VASc skorunun öngörücü rolünü değerlendirmektir. Yöntem: Bu retrospektif analiz, bilgisayarlı tomografi (BT) anjiyografi ile PAH tanısı konulan ve iki tıp merkezinden ardışık olarak dahil edilen 784 hastayı içermektedir. Tüm katılımcılar için CHA2DS2-VASc skoru belirlendi, lezyon şiddeti TASC II kriterlerine göre değerlendirildi ve hastalar TASC-AB (basit) ve TASC-CD (kompleks) lezyon gruplarına ayrıldı. Mortalite verileri hastane ve sosyal güvenlik kayıtlarından elde edilmiştir. Bulgular: Çalışmaya 784 hasta (ortalama yaş 61,7±9,9 yıl; %17,2 kadın) dahil edildi. Lezyon şiddetini öngörmek için yapılan regresyon analizinde, CHA2DS2-VASc skoru (P < 0,007) ve sol ventrikül ejeksiyon fraksiyonunun (P = 0,009) bağımsız öngörücüler olduğunu bulduk. ROC analizi, 3,5 CHA2DS2-VASc skoru eşiğinin uzun dönem mortaliteyi %70 duyarlılık ve %79 özgüllükle öngördüğünü göstermiştir (P < 0,001). Kaplan-Meier sağkalım tahminleri, daha yüksek CHA2DS2-VASc skorlarına sahip hastaların 60 aylık takip süresi boyunca anlamlı olarak daha düşük sağkalım oranlarına sahip olduğunu göstermiştir (P < 0,001). Sonuç: CHA2DS2-VASc skoru, PAH’lı bireylerde hem lezyon şiddetiyle hem de olumsuz uzun dönem sonuçlarla bağımsız olarak ilişkili bulunmuştur. |
| 6. | Büyük Dil Modelleri Aort Darlığı Yönetimine Rehberlik Edebilir mi? ChatGPT ve Gemini Yapay Zekanın Karşılaştırmalı Analizi Can Large Language Models Guide Aortic Stenosis Management? A Comparative Analysis of ChatGPT and Gemini AI Ali Sezgin, Veysel Ozan Tanık, Murat Akdoğan, Yusuf Bozkurt Şahin, Kürşat Akbuğa, Vedat Hekimsoy, Çağatay Tunca, Erhan Saraçoğlu, Bülent ÖzlekPMID: 40919834 doi: 10.5543/tkda.2025.54968 Sayfalar 599 - 606 Amaç: Aort darlığı (AD) yönetimi; karmaşık klinik, görüntüleme ve risk sınıflandırma verilerinin entegrasyonunu gerektirir. ChatGPT ve Gemini yapay zeka gibi büyük dil modelleri (LLM’ler) sağlık hizmetlerinde umut verici sonuçlar göstermiştir, ancak kapak hastalıklarında, özellikle de AD’deki performansları yeterince değerlendirilmemiştir. Bu çalışma, AD ile ilişkili kılavuz temelli ve klinik senaryo sorularında ChatGPT ile Gemini yapay zekanın sistematik olarak karşılaştırılmasını amaçlamıştır. Yöntem: 2021 ESC/EACTS kılavuzları temel alınarak, 20 bilgi temelli ve 20 klinik senaryo sorusundan oluşan toplam 40 açık uçlu AD sorusu geliştirildi. Her iki model de bağımsız olarak sorgulandı. Yanıtlar, ikisi kardiyolog olan iki bağımsız değerlendirici tarafından körleme yöntemiyle, yapılandırılmış 4 puanlık bir sistemle puanlandı. Kompozit puanlar kategorize edildi ve karşılaştırmalar Wilcoxon işaretli sıralar testi ve ki-kare testi ile yapıldı. Bulgular: Gemini yapay zeka, ChatGPT'ye kıyasla anlamlı derecede daha yüksek ortalama toplam puan elde etti (3,96 ± 0,17 vs. 3,56 ± 0,87; P = 0,003). Kılavuzlara tamamen uyumlu yanıtlar Gemini yapay zeka tarafından daha sık verildi (%95,0 vs. %72,5), ancak genel uyum dağılımı geleneksel anlamlılık düzeyine ulaşmadı (P = 0,067). Gemini yapay zeka her iki soru türünde de daha tutarlı performans sergiledi. Değerlendiriciler arası uyum ChatGPT için mükemmel (κ = 0,94), Gemini yapay zeka için ise orta düzeydeydi (κ = 0,66). Sonuç: Gemini yapay zeka, doğruluk, tutarlılık ve kılavuz uyumu açısından ChatGPT'ye üstünlük göstermiştir. LLM’ler kardiyovasküler bakımda tamamlayıcı araçlar olarak potansiyel taşısa da, uzman denetimi vazgeçilmezdir ve özellikle AD yönetiminde klinik entegrasyon öncesi modellerin daha da geliştirilmesi gerekmektedir. |
| DERLEME | |
| 7. | Yetişkinlerde Pulmoner Arterden Anormal Olarak Kaynaklanan Sol Koroner Arter Sendromu: Vaka Temelli Klinik İnceleme Anomalous Origin of the Left Coronary Artery from the Pulmonary Artery Syndrome in Adults: A Case-Based Clinical Review Almedina SpiljakPMID: 41065778 doi: 10.5543/tkda.2025.98044 Sayfalar 607 - 614 Bu derleme, yetişkinlerde pulmoner arterden sol koroner arterin anormal kökenli (ALCAPA) sendromuna ilişkin yayınlanmış on olgu sunumunun klinik görünüm, tanı yöntemleri ve tedavi yaklaşımlarına odaklanarak yapılandırılmış bir özetini sunmaktadır. ALCAPA'lı yetişkin hastaların İngilizce olgu sunumlarını belirlemek için PubMed veritabanı kullanılarak anlatımsal bir derleme yapılmıştır. Açıkça bildirilen klinik özellikler, tanı yöntemleri ve tedavi yaklaşımına göre on vaka seçilmiştir. En sık görülen semptomlar atriyal fibrilasyon, göğüs ağrısı, dispne ve senkop idi. Dört vakada cerrahi düzeltme yapılırken, diğer vakalar konservatif veya tıbbi tedavi ile yönetilmiştir. Yetişkin tipi ALCAPA, değişken klinik belirtilerle ortaya çıkar ve bireyselleştirilmiş tedavi gerektirir. Optimal sonuçlar için zamanında tanı ve uygun yönetim çok önemlidir. |
| OLGU BILDIRISI | |
| 8. | Serebrovasküler Olay Yaşayan bir Olguda Loeffler Endokarditi Tanısı Diagnosis of Loeffler Endocarditis in a Patient with a Cerebrovascular Event Mert Doğan, Uğur Nadir KarakulakPMID: 40625265 doi: 10.5543/tkda.2024.69326 Sayfalar 615 - 618 İnme hastalarında kardiyak embolik köken önemli bir etyolojik nedendir. Sol ventrikül yerleşimli trombüsler farklı nedenlere bağlı oluşabilmektedir. Bu olguda 76 yaşında bir kadın hastanın sol ventrikül apeksinde yerleşimli bir trombüse klinik, laboratuvar ve özellikle farklı görüntüleme yöntemleri ışığında yaklaşılmış ve hastamız üzerinden nadir görülen Loeffler endokardit tanısına yaklaşım özetlenmiştir. |
| 9. | Nadir Bir Anatomik Varyant: Sol Atriyal Roof’tan Kaynaklanan Aksesuar Pulmoner Venin Kriyobalon Ablasyonu: Bir Olgu Sunumu A Rare Anatomical Variant: Cryoballoon Ablation of an Accessory Pulmonary Vein Originating from the Left Atrial Roof – A Case Report Koray Kalenderoğlu, Mert İlker Hayıroğlu, Melih Öz, Kadir GürkanPMID: 40625267 doi: 10.5543/tkda.2025.35324 Sayfalar 619 - 621 61 yaşındaki kadın hastaya tekrarlayan paroksismal atriyal fibrilasyon nedeniyle kriyobalon ablasyonu uygulandı. Kriyobalon ablasyon işleminden önce hastanın pulmoner ven anatomisini görüntülemek için çekilen kontrastlı bilgisayarlı tomografi anjiyografide, sol atriyal rooftan çıkan bir aksesuar pulmoner ven saptandı. Literatürde nadir görülen bu aksesuar vene ilk kez kriyobalon ablasyonu başarıyla gerçekleştirildi. |
| 10. | Negatif Damar Yeniden Şekillenmesinin Neden Olduğu Bir Koroner Arter Rüptürü Olgusu A Case of Coronary Artery Rupture Caused by Negative Vessel Remodeling Yi Deng, Yuzhu Wu, Qianmin Ren, Yongchao Zhao, Zaili Lu, Bei Shi, Jianling ChenPMID: 40625268 doi: 10.5543/tkda.2025.93104 Sayfalar 622 - 626 Coronary artery rupture is a rare but potentially fatal complication of coronary procedures. This case report describes a 63-year-old male patient with coronary atherosclerotic heart disease who presented with typical symptoms. However, echocardiography, myocardial injury markers, and electrocardiograms did not indicate an acute myocardial infarction. Coronary angiography (CAG) revealed lesions in two vessels, requiring intervention. During the procedure, a coronary artery rupture occurred. Intravascular ultrasound (IVUS) revealed negative vessel remodeling in the affected arteries. Coronary artery rupture is uncommon in clinical practice and is primarily documented in case reports. Due to the limited information available on its management, early detection and timely treatment are essential. |
| OLGU GÖRÜNTÜSÜ | |
| 11. | Kombine Subklavyen ve Femoral Ven Yaklaşımları ile Mekanik Dilatör Kılıfı Kullanılarak Zorlu Transvenöz Elektrot Çıkarma İşlemi Vakası A Challenging Case of Transvenous Lead Extraction Using a Mechanical Dilator Sheath via Combined Subclavian and Femoral Vein Approaches Uğur Canpolat, Can Menemencioglu, Ahmet Hakan Ateş, Ergün Barış Kaya, Kudret AytemirPMID: 41063617 doi: 10.5543/tkda.2025.47722 Sayfalar 627 - 629 |
| EDITÖRE MEKTUP | |
| 12. | Bilgisayarlı Tomografi Attenüasyonunun Malign Perikardiyal Efüzyonun Ayırıcı Tanısındaki Artımlı Tanısal Değeri: Retrospektif Gözlemsel Bir Çalışma The Incremental Diagnostic Value of Computed Tomography Attenuation in the Differential Diagnosis of Malignant Pericardial Effusion: A Retrospective Observational Study Muhammet GeneşPMID: 40792385 doi: 10.5543/tkda.2025.77427 Sayfalar 630 - 631 Makale Özeti | |
| EDITÖRE MEKTUP YANITI | |
| 13. | Editöre Mektuba Yanıt: “Bilgisayarlı Tomografi Attenüasyonunun Malign Perikardiyal Efüzyonun Ayırıcı Tanısındaki Artımlı Tanısal Değeri: Retrospektif Gözlemsel Bir Çalışma” Reply to the Letter to the Editor: “Incremental Diagnostic Value of Computed Tomography Attenuation in Differentiating Malignant Pericardial Effusion” Duygu İnan, Ayşe İrem Demirtola Mammadli, Gamze Gencol Akçay, Ali Fuat Tekin, Anar MammadliPMID: 41380041 doi: 10.5543/tkda.2025.23008 Sayfalar 632 - 633 Makale Özeti | |
| EDITÖRE MEKTUP | |
| 14. | Kalp Yetmezliğinde Demir Eksikliğini Yeniden Ele Almak: Tip 1 Demir Eksikliğinin Prognostik Değeri Revisiting Iron Deficiency in Heart Failure: The Prognostic Value of Type 1 Iron Deficiency Çağrı ZorluPMID: 40873101 doi: 10.5543/tkda.2025.29473 Sayfalar 634 - 635 Makale Özeti | |
| 15. | Ani Kardiyak Ölüm Riski Düşük Hipertrofik Kardiyomiyopati Hastalarında Uzun Vadeli Mortalite Belirleyicileri The Long-Term Mortality Predictors in Hypertrophic Cardiomyopathy Patients with Low Risk of Sudden Cardiac Death Kemal Emrecan ParsovaPMID: 40968680 doi: 10.5543/tkda.2025.89844 Sayfalar 636 - 637 Makale Özeti | |
| 16. | 'Ani Kalp Ölümü Riski Düşük Hipertrofik Kardiyomiyopati Hastalarında Uzun Dönemli Ölüm Tahmin Edicileri' Hakkında Yorum: Çok Boyutlu Risk Sınıflandırması Çağrısı Commentary on ‘The Long-Term Mortality Predictors in Hypertrophic Cardiomyopathy Patients with Low Risk of Sudden Cardiac Death’: A Call for Multidimensional Risk Stratification Schawanya Kaewpitoon Rattanapitoon, Natnapa Heebkaew Padchasuwan, Nav La, Nathkapach Kaewpitoon RattanapitoonPMID: 41058601 doi: 10.5543/tkda.2025.59353 Sayfalar 638 - 639 Makale Özeti | |
| EDITÖRE MEKTUP YANITI | |
| 17. | Editöre Mektup Yanıtı: 'Ani Kalp Ölümü Riski Düşük Hipertrofik Kardiyomiyopati Hastalarında Uzun Dönemli Ölüm Tahmin Edicileri' Hakkında Yorum: Çok Boyutlu Risk Sınıflandırması Çağrısı Reply to the Letter to the Editor: Commentary on ‘The Long-Term Mortality Predictors in Hypertrophic Cardiomyopathy Patients with Low Risk of Sudden Cardiac Death’: A Call for Multidimensional Risk Stratification Koray Kalenderoğlu, Mert İlker Hayıroğlu, Levent Pay, Tuğba Çetin, Şeyda Dereli, Hikmet Kadioğlu, Ahmet Çağdaş Yumurtaş, Tufan Çınar, Kadir GürkanPMID: 41063618 doi: 10.5543/tkda.2025.96292 Sayfalar 640 - 641 Makale Özeti | |
Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi
