AMAÇ Sol ventrikül ventrikül trombüsü iskemik kardiyomiyopatinin ciddi komplikasyonlarından biridir. Bu çalışmada, sol ventrikül trombüsünün rezolüsyonunu tahmin eden bağımsız faktör- lerin araştırılması amaçlanmıştır.
YÖNTEMLER Bu retrospektif çalışmaya, 18 yaş üstü koroner arter hastalığı ve sol ventrikül apikal yerleşimli trombüsü olan tüm hastalar dahil edilmiştir. Hastaların demografik, klinik ve ekokar- diyografik özellikleri kayıt edildi. Takip süresince ortaya çıkan majör olumsuz kardiyovasküler olaylar kaydedildi. Her bir hastanın törapötik aralıkta geçirdiği zaman hesaplandı. 180 günden daha fazla süreyle varfarin kullanımına rağmen sol ventrikül trombüsü mevcudiyeti, persistan sol ventrikül trombüsü olarak sınıflandırıldı.
BULGULAR Çalışmaya 174 hasta dahil edildi (169 erkek ve 5 kadın). Çalışma popülasyonunun ortalama yaşı 54,5 ± 11,0 yıldı. Sol ventrikül trombüsünün tedavi ile 180 günden daha kısa süre içinde ortadan kalktığı hastaların sayısı 56 (%32,2) idi. Çalışma popülasyonunda medyan antikoagülasyon zamanı 252 [150-480] gündü ve hastaların ortalama törapötik aralıkta geçir- diği zaman %54 ± 19 idi. Gruplar arasında törapötik aralıkta geçirdiği zaman aralığı benzerdi (P = 0,593). Lojistik regresyon analizinde, eş zamanlı klopidogrel kullanımı (P = 0,003) ve sol ventrikül trombüs alanının (P < 0,001) 180 günden daha kısa süre içinde sol ventrikül trombüsü rezolüsyonunun bağımsız prediktörleri olduğu saptandı.
SONUÇ Eş zamanlı klopidogrel kullanımının sol ventrikül trombüs rezolüsyonu ile ilişkili olduğu buna karşın sol ventrikül trombüs büyüklüğünün sol venrikül trombüs persistansı ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Standard olarak sol ventrikül trombüsü için 3 ile 6 ay süreyle antikoagülasyon önerilse de bu tür hastalarda, bu prediktörlerin varlığının dikkate alınması hekimlerin tedaviyi bireyselleştirmesine kılavuzluk edebilir.
Copyright © 2024 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi