Amaç: Prolaktin düzeyi, ateroskleroza eğilimi artıran çeşitli durumlarla ilişkilidir. Aterom plaklarında prolaktin reseptörleri bulunmuştur. Ancak serum prolaktin düzeyiyle koroner arter aterosklerozunun yaygınlık ve ciddiyeti arasında korelasyon henüz çalışılmamıştır. Bu çalışma bu ilişkiyi incelemektedir.
Yöntemler: Selektif koroner anjiyografi adayı olan, serum prolaktin düzeyleri normal 414 postmenopozal kadın çalışmaya alındı. Hastaların lipit profilleri, serum prolaktin, tiroit uyarıcı hormon, C-reaktif protein, üre, kreatinin ve açlık kan şekeri düzeyleri ölçüldü. Her bir hastanın Gensini skoru hesaplandı. Çalışma popülasyonu serum prolaktin düzeyinin üçte birlik dilimlerine göre 3 gruba ayrıldı.
Bulgular: Tek değişkenli analizde 3 grubun Gensini skorları arasında istatistiksel açıdan anlamlı herhangi bir farklılık yoktu (p=0.075). Çok değişkenli analizde, serum prolaktin düzeyinin Gensini skoru için bağımsız bir belirleyici olmadığı (p=0.430), buna karşılık yaş, hipertansiyon ve diyabetin bağımsız belirleyiciler olduğu saptandı.
Sonuç: Bu çalışmada, postmenopozal kadınlarda serum prolaktin düzeyiyle Gensini skoruyla ifade edilen koroner arter aterosklerozu arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir korelasyon bulunmadı.
Anahtar Kelimeler: Koroner arter hastalığı, postmenopoz; prolaktin.
Copyright © 2026 Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi
