Turk Kardiyol Dern Ars: 46 (7)

Cilt: 46  Sayı: 7 - Ekim 2018

EDITÖRDEN
1.
Editör'ün Mesajı
Editorial
Dilek Ural
PMID: 30391980  Sayfa VII

2.
50. Yıl Özel Sayı Önsöz
50th Anniversary Special Issue Foreword
Lale Tokgözoğlu
PMID: 30391981  Sayfa IX

EDITÖRYAL YORUM
3.
TEKHARF çalışmasının son yıllarda tıp bilimine katkıları
Contribution of TARF study to medical science in recent years
Hüsniye Yüksel
PMID: 30391982  doi: 10.5543/tkda.2018.49840  Sayfalar 519 - 524
Makale Özeti | Tam Metin PDF

ARAŞTIRMA
4.
Türkiye’de hipertansiyon sıklığı ve kan basıncı verileri: Kardiyovasküler risk faktörlerine yönelik epidemiyolojik çalışmaların sistematik derleme, meta-analiz ve meta-regresyonu
Data on prevalence of hypertension and blood pressure in Turkey: Systematic review, meta-analysis and meta-regression of epidemiological studies on cardiovascular risk factors
Mustafa Kılıçkap, Cem Barçın, Hüseyin Göksülük, Doruk Karaaslan, Necla Özer, Meral Kayıkçıoğlu, Dilek Ural, Mehmet Birhan Yılmaz, Adnan Abacı, Mustafa Arıcı, Bülent Altun, Lale Tokgözoğlu, Mahmut Şahin
PMID: 30391983  doi: 10.5543/tkda.2018.15679  Sayfalar 525 - 545
Amaç: Kardiyovasküler (KV) risk faktörlerinin profili yıllar içinde değişim gösterebilmektedir. Türkiye’de KV risk faktörlerinin son durumu ve yıllar içindeki değişimini değerlendirmek amacıyla epidemiyolojik çalışmaların sistematik derleme ve meta-analizi planlandı. Bu makalede hipertansiyon (HT) ve kan basıncına ait sonuçlar açıklanmaktadır.
Yöntemler: Son 15 yılda Türkiye’de yapılan epidemiyolojik çalışmalar Ovid Medline, Web of Science Core Collection ve ULAKBİM veritabanlarında tarandı. Ayrıca Sağlık Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, Kardiyoloji, Nefroloji ve Endokrinoloji Derneklerinin web sayfaları uygun araştırmalar açısından tarandı. Bölgesel çalışmalar çalışma dışı bırakıldı. Analize alınan araştırmalar kendi geliştirdiğimiz bir yanlılık (bias) skoru ile değerlendirilerek yanlılık riski yüksek ve düşük olarak iki gruba ayrıldı. HT prevalansı ve kan basıncı verileri kaba (crude) değerler olarak hesaplandı. Meta-analizde rastgele etkiler modeli (random effects model) kullanıldı. Prevalans ve kan basıncı değerlerindeki heterojeniteyi ve zamansal değişimi değerlendirmek üzere meta-regresyon yapıldı.
Bulgular: Makale seçiminde ve yanlılık skorlamasında iki araştırıcı arasındaki uyum mükemmel düzeydeydi (Kappa ≥0.95). HT prevalansı ile ilgili bilgi veren 7 (n=73218), kan basıncı bilgisini veren 8 (n=75879) çalışma bulundu. Çalışmalar arasındaki heterojenite yüksekti. 2003-2012 yılları arasında yapılmış olan bu çalışmaların yanlılık riski düşük olanlarının meta-analizinde HT kaba prevalansının kadınlarda erkeklere göre daha fazla olduğu, kan basıncı düzeylerinin her iki grupta benzer olduğu, hem HT prevalansında hem de kan basıncı değerlerinde azalma olduğu, buna rağmen hipertansif kişi sayısının 15 milyon civarında sabit kaldığı, kontrolsüz hipertansiyonu olanların sayısının azalmakla birlikte 11 milyon kişi düzeyinde olduğu saptandı.
Sonuç: HT sıklığı ve kan basıncı değerlerinde olumlu değişmeler olmasına rağmen HT halen önemli bir halk sağlığı problemi olmaya devam etmektedir.
Objective: Cardiovascular risc factors may show significant changes over the years. A systematic review and meta-analysis of epidemiological studies conducted in Turkey was performed to assess the latest profile and temporal changes in cardiovascular risk factors. Presented here are the data on hypertension (HT) and blood pressure (BP).
Methods: Ovid Medline, the Web of Science Core Collection, and the Turkish Academic Network and Information Center (ULAKBIM) were searched for epidemiological studies conducted in Turkey during the last 15 years. In addition, the web pages of the Ministry of Health, the Turkish Statistical Institute, and associations of cardiology, nephrology, and endocrinology were searched for appropriate studies. Regional studies were excluded. The studies included were assessed with a bias score developed by our team, then categorized as having a low risk or a high risk of bias. The crude values of HT prevalence and BP were pooled using a random effects model. Meta-regression was performed to explain heterogeneity and to assess temporal changes.
Results: The agreement between the 2 authors on the selection and bias scoring of the studies was perfect (Kappa ≥0.95). There were 7 (n=73218) studies providing HT prevalence data, and 8 (n=75879) studies with BP data. The heterogeneity between the studies was high. Meta-analysis of the studies with a low risk of bias indicated that the crude prevalence of HT is higher in women, but that BP levels were similar in both sexes. The HT prevalence and BP value decreased between 2003 and 2012; however, the number of hypertensives stabilized at approximately 15 million, and the number of uncontrolled hypertensives, despite some decrease, was around 11 million.
Conclusion: Despite some improvement, HT is still an important public health problem in Turkey.

5.
Türkiye’de diabetes mellitus epidemiyolojisinin zamana bağlı değişimi: Bir sistematik derleme ve meta-analiz
Temporal changes in the epidemiology of diabetes mellitus in Turkey: A systematic review and meta-analysis
Mehmet Birhan Yılmaz, Mustafa Kılıçkap, Adnan Abacı, Cem Barçın, Fahri Bayram, Doruk Karaaslan, Hüseyin Göksülük, Meral Kayıkçıoğlu, Necla Özer, Gültekin Süleymanlar, Mahmut Şahin, Lale Tokgözoğlu, İlhan Satman
PMID: 30391984  doi: 10.5543/tkda.2018.88225  Sayfalar 546 - 555
Amaç: Diabetes mellitus (DM) ciddi bir halk sağlığı sorunudur. Türkiye’de DM prevalansını bildiren çeşitli epidemiyolojik çalışmalar olmasına rağmen, bu çalışmaları bir bütün olarak inceleyen ve DM prevalansındaki geçici değişiklikleri değerlendiren bir meta-analiz veya sistematik derleme mevcut değildir. Bu meta-analizde, son 15 yılda yapılmış olan ve ülkemizde DM prevalansı hakkında bilgi veren çalışmalar incelenmiştir.
Yöntemler: Son 15 yılda Türkiye’de erişkin popülasyonda yapılan, Türkiye’yi örnekleyen veya örnekleme potansiyeli olan ve kardiyovasküler risk faktörlerini araştıran çalışmalar, Ovid Medline, Web of Science Core Collection ve ULAKBİM veri tabanlarında tarandı. Ek olarak Sağlık Bakanlığı ve ilgili meslek örgütlerinin web siteleri ek çalışmalar açısından incelendi. Bu çalışmalar yanlılık (bias) riski açısından yüksek ve düşük riskli olarak kategorize edildi. Düşük riskli çalışmaların meta-analizinde rastgele etkiler modeli (random effects model) kullanıldı. DM prevalansındaki zamansal değişimi değerlendirmek üzere meta-regresyon yapıldı.
Bulgular: DM prevalansı ile ilgili bilgi veren 8 çalışma (n=84656) bulundu. Bu çalışmaların dördü (n=56853) yanlılık riski düşük, dördü ise (n=27803) yanlılık riski yüksek olarak değerlendirildi. Yanlılık riski düşük çalışmalarla kıyaslandığında, yanlılık riski yüksek çalışmaların çok geniş bir aralıkta (%4 ile %15 arasında) prevalans dağılımı gösterdiği saptandı. Yanlılık riski düşük çalışmaların meta-analizinde DM kaba prevalansı tüm grupta %13.5 (%95 GA: %11.6-15.5), kadınlarda %14.2 (%95 GA: %12.3-16.2), erkeklerde ise %12.6 (%95 GA: %10.5-14.9) olarak hesaplandı. Yanlılık riski düşük çalışmaların meta-regresyon analizinde, çalışmalar arasındaki yaş ortalamaları farklılığının ve çalışmanın yapıldığı zamanın çalışmalar arası heterojeniteyi kısmen açıkladığı anlaşıldı (R2 değerleri sırasıyla %52 ve %78).
Sonuç: Bu meta-analizin sonuçları, DM’nin ülkemizde oldukça yaygın bir halk sağlığı sorunu olduğunu göstermektedir. Yakın tarihli çalışmaları geçmiş çalışmalarla kıyaslayarak DM sıklığının arttığını bildiren araştırmaların aksine, mevcut analizde-kısıtlılıklarına rağmen-DM sıklığında zaman içindeki artışın en azından sınırlandığı yönünde bulgular elde edilmiştir.
Objective: Diabetes mellitus (DM) is a serious public health problem. Despite various epidemiological studies reporting prevalence of DM in Turkey, there is no meta-analysis or systematic review evaluating these studies as a whole and assessing temporal changes in the prevalence of DM. In this meta-analysis, the studies that have been conducted in the last 15 years and which provide information on the prevalence of DM in our country are examined.
Methods: Epidemiological studies on cardiovascular risk factors in adult Turkish population that had been conducted within the last 15 years and having the capacity of either representating or potentially representing the country, were searched through Ovid, Medline and Web of Science Core Collection the Turkish Academic Network and Information Center (ULAKBIM) databases. Additionally, websites of Ministry of Health and related societies were investigated for additional studies. Random effects model was used in meta-analysis of low bias risk studies. Meta-regression was performed to evaluate the temporal change in DM prevalence.
Results: There were 8 studies which provided information with regard to DM prevalence (n=84656). Four of these studies (n=56853) had low bias risk and four had high bias risk (n=27803). When compared with low bias risk studies, those with high bias risk had very large variation of DM prevalence (between 4% to 15%). Meta-analysis of the low bias risk group yielded a crude DM prevalence of 13.5% (95% CI: 11.6-15.5%) in the whole group, 14.2% (95% CI: 12.3-16.2%) in females, 12.6% (95% CI: 10.5-14.9%) in males. In meta-regression analysis of low bias risk group, mean age difference among the studies and the time period in which the study was undertaken were partially able to explain the inter-study heterogeneity (R2 values were 52% and 78%).
Conclusion: This meta-analysis shows that DM is a highly prevalent public health problem in our country. Contrary to studies, which compare the recent studies with previous ones and report an increasing prevalence of DM, the present meta-analysis–despite its limitations-provides findings that the temporal increase of DM prevalence is at least paused over time. This situation underlines the need for new studies.

6.
Türkiye’de dislipidemi sıklığı ve lipit verileri: Kardiyovasküler risk faktörlerine yönelik epidemiyolojik çalışmaların sistematik derleme ve meta-analizi
Data on prevalence of dyslipidemia and lipid values in Turkey: Systematic review and meta-analysis of epidemiological studies on cardiovascular risk factors
Meral Kayıkçıoğlu, Lale Tokgozoglu, Mustafa Kılıçkap, Hüseyin Göksülük, Doruk Karaaslan, Necla Özer, Adnan Abacı, Mehmet Birhan Yılmaz, Cem Barçın, Kenan Ateş, Fahri Bayram, Mahmut Şahin, Dilek Ural
PMID: 30391985  doi: 10.5543/tkda.2018.23450  Sayfalar 556 - 574
Amaç: Başta hiperkolesterolemi olmak üzere, dislipidemiler kardiyovasküler (KV) olayların bağımsız ve kuvvetli bir öngördürücüsüdür. Toplumsal dislipidemi sıklığı, KV korunma politikalarının belirlenmesi açısından çok önemlidir. Türkiye’de KV risk faktörlerinin güncel sıklığını belirlemek amacı ile son 15 yıllık dönemde gerçekleştirilen epidemiyolojik çalışmalar bir meta-analizle değerlendirilmiş, bu makalede başta hiperkolesterolemi olmak üzere ülkemizin lipit verilerine ait sonuçlar sunulmuştur.
Yöntemler: Son 15 yılda Türkiye’yi örnekleyen veya örnekleme potansiyeli olan epidemiyolojik çalışmalar veri tabanlarında (Ovid Medline, Web of Science Core Collection ve ULAKBİM) ve web sayfalarında (Sağlık Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, Türk Kardiyoloji Derneği, Nefroloji ve Endokrinoloji Dernekleri) tarandı. Lipit verisi içeren toplam 7 çalışmaya ulaşıldı. Yanlılık skoru düşük çalışmaların sistematik derleme ve meta-analizi yapıldı. Hiperkolesterolemi, hipertrigliseridemi ve düşük HDL prevalansı ve ortalama lipit düzeyleri kaba (crude) değerler olarak hesaplandı. Meta-analizde rastgele etkiler modeli (random effects model) kullanıldı.
Bulgular: LDL-kolesterol düzeyi >130 ve/veya ≥130 mg/dL olarak tanımlandığında hiperkolesterolemi prevalansı genel popülasyonda %29.1 (%95 GA 23.6–35.0), kadınlarda %30.2 (%95 GA 24.7–36.1) ve erkeklerde %27.8 (%95 GA 22.3–33.6) saptandı. Düşük HDL-kolesterol (sınır değeri kadınlarda ≤50 mg/dL, erkeklerde ≤40 mg/dL) prevalansı tüm grupta %46.1 (%95 GA 42.4–49.9), kadınlarda %50.7 (%95 GA 47.7–53.6) ve erkeklerde %41.1 (%95 GA 36.1–46.3) hesaplandı. Trigliserit yüksekliği prevalansı (sınır >150 mg/dL kabul edildiğinde) tüm grupta %36.5 (%95 GA 30.6–42.5), kadınlarda %32.0 (%95 GA 26.6–37.8) ve erkeklerde %41.3 (%95 GA 34.9–47.8) saptandı.
Sonuç: Türkiye’de dislipidemi önemli bir sağlık problemidir. Erişkin nüfusta yaklaşık her 10 kişiden üçünde hiperkolesterolemi, her 2 kişiden birinde HDL düşüklüğü ve her 3 kişiden birinde trigliserit yüksekliği vardır.
Objective: Dyslipidemias, primarily hypercholesterolemia, are independent and strong predictors of cardiovascular (CV) events. The frequency of dyslipidemia is very important in terms of determining CV prevention policies. In order to determine the up-to-date frequency of CV risk factors in Turkey, a meta-analysis of the epidemiologic studies carried out in the last 15 years was performed. This article presents the results on the dyslipidemia data including hypercholesterolemia principally.
Methods: Epidemiological studies conducted during the last 15 years and having the potential to represent the general population in Turkey were searched in databases (Ovid Medline, Web of Science Core Collection, and Turkish Academic Network and Information Center [ULAKBIM]) and web pages (Ministry of Health, Turkey Statistical Institute, Turkish Society of Cardiology, Nephrology and Endocrinology Associations). A total of 7 studies including lipid data were found. Systematic review and meta-analysis of the studies with low bias score were performed. Crude values of the prevalence of hypercholeterolemia, hypertriglyceridemia and low HDL and mean lipid levels were calculated. Random effects model was used in meta-analysis.
Results: The prevalence of hypercholesterolemia defined as a LDL-cholesterol >130 and/or ≥130 mg/dL, was 29.1% (95% CI 23.6–35.0) in the general population, 30.2% in females (%95 CI 24.7–36.1), and 27.8% in males (95% CI 22.3–33.6). The prevalence of low HDL-cholesterol (≤50 mg/dL for females and ≤40 mg/dL for males) was calculated as 46.1% (95% CI 42.4–49.9) in the whole group, 50.7% (95% CI 47.7–53.6) in females and 41.1% (95% CI 36.1–46.3) in males. The prevalence of hypertriglyceridemia (>150 mg/dL) was 36.5% (95% CI 30.6–42.5) in general, 32.0% (95% GA 26.6–37.8) in females and 41.3% (95% CI 34.9–47.8) in males.
Conclusion: Dyslipidemia constitutes a major public health problem in Turkey. In the adult population, almost 3 of 10 have hypercholesterolemia, one of 2 has a low HDL-cholesterol, and 1 of 3 has high triglycerides levels.

EDITÖRYAL YORUM
7.
Risk ve dislipidemi
Risk and dyslipidemia
Sadi Güleç
PMID: 30391986  doi: 10.5543/tkda.2018.88376  Sayfalar 575 - 576
Makale Özeti | Tam Metin PDF

ARAŞTIRMA
8.
Türkiye’de obezite sıklığı ve bel çevresi verileri: Kardiyovasküler risk faktörlerine yönelik epidemiyolojik çalışmaların sistematik derleme, meta-analiz ve meta-regresyonu
Data on prevalence of obesity and waist circumference in Turkey: Systematic review, meta-analysis and meta-regression of epidemiological studies on cardiovascular risk factors
Dilek Ural, Mustafa Kılıçkap, Hüseyin Göksülük, Doruk Karaaslan, Meral Kayıkçıoğlu, Necla Özer, Cem Barçın, Mehmet Birhan Yılmaz, Adnan Abacı, Şule Şengül, Turgay Arınsoy, Yunus Erdem, Yavuz Sanisoğlu, Mahmut Şahin, Lale Tokgözoğlu
PMID: 30391987  doi: 10.5543/tkda.2018.62200  Sayfalar 577 - 590
Amaç: Obezite, XXI. yüzyılın en önemli toplumsal salgını olup, Türk toplumunda insidansı yıldan yıla artmaktadır. Bu makalede, Türkiye’de obezite sıklığının güncel durumu ve yıllar içindeki değişimini değerlendirmek amacıyla, son 15 yıl içerisinde gerçekleştirilen epidemiyolojik çalışmaların sistematik derleme ve meta-analizi sunulmuştur.
Yöntemler: Türkiye’de son 15 yılda yapılan epidemiyolojik çalışmalar; Ovid Medline, Web of Science Core Collection ve ULAKBİM veritabanlarında, Sağlık Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu, Kardiyoloji, Nefroloji ve Endokrinoloji Dernekleri’nin web sayfalarında tarandı. Sadece bir bölgeye yönelik çalışmalar çalışma dışı bırakıldı. Analize alınan araştırmalar, özel bir yanlılık (bias) skoru ile değerlendirilerek yanlılık riski yüksek ve düşük olarak iki gruba ayrıldı. Vücut kitle indeksi, bel çevresi, obezite ve abdominal obezite prevalansı kaba (crude) değerler olarak hesaplandı. Meta-analizde rastgele etkiler modeli (random effects model) kullanıldı. Prevalans ve obezite değerlerindeki heterojeniteyi ve zamansal değişimi değerlendirmek üzere meta-regresyon analizi yapıldı.
Bulgular: Makale seçiminde ve yanlılık skorlamasında iki araştırıcı arasındaki uyum mükemmel düzeyde bulundu (kappa=0.95). Çalışmalar arasındaki heterojenite yüksekti. Beden kitle indeksi (10 çalışma, n=93.554) kadınlarda 28.2 kg/m2 ve erkeklerde 26.5 kg/m2 olarak hesaplandı. Obezite prevalansı (12 çalışma, n=106,553) kadınlarda %33.2, erkeklerde %18.2 idi. Bel çevresi ölçümü yapılmış altı çalışmada (n=66.591), değerler kadınlarda 89.72 cm ve erkeklerde 93.57 cm bulundu. Abdominal obezite prevalansı (5 çalışma, n=62331) ise özellikle kadınlarda daha da yüksek oranda (%50.8’e karşı %20.8) idi. Meta-regresyon analizinde yaşın çalışmalar arasında obezite prevalansındaki farklılıkları kısmen açıklayan bir faktör olduğu ama çalışmaların yapılma yıllarının obezite oranlarını değiştirmediği görüldü.
Sonuç: Obezite ve özellikle abdominal obezite oranı Türk kadınlarında önemli derecede yüksek olup, özellikle kadınlara yönelik sağlık politalarının geliştirilmesi gerektiğine işaret etmektedir.
Objective: Obesity is the most important epidemic of the 21st century and its incidence is increasing steadily in Turkey. The aim of this study was to assess the current status and temporal change in the prevalence of obesity in Turkey with a systematic review and meta-analysis of epidemiological studies conducted in the last 15 years.
Methods: Ovid Medline, the Web of Science Core Collection and the Turkish Academic Network and Information Center (ULAKBIM) databases, as well as the web pages of the Turkish Ministry of Health, the Turkish Statistical Institute, and cardiology, nephrology and endocrinology associations were searched for epidemiological studies conducted within Turkey the last 15 years. Research focusing on local data was excluded. Studies included in the analysis were assessed with a special bias score and categorized as having low or high risk of bias. Body mass index (BMI), waist circumference, obesity and prevalence of abdominal obesity were calculated as crude values. Meta-regression analysis was performed to assess heterogeneity and change over time.
Results: The agreement between the two investigators on the selection and bias scoring of the studies was excellent (kappa=0.95), but the heterogeneity between the studies was high. BMI (10 studies, n=93.554) was calculated as 28.2 kg/m2 for women and 26.5 kg/m2 for men. The prevalence of obesity (12 trials, n=106.553) was 33.2% in females and 18.2% in males. In 6 studies (n=66.591) that included a measurement of waist circumference, the values were 89.72 cm in women and 93.57 cm in men. Especially in women, the prevalence of abdominal obesity (5 studies, n=62331) was greater than that of general obesity (50.8% in women vs 20.8% in men). Meta-regression analysis revealed that the variance of the obesity prevalence between the studies could partly be explained by the age differences, but there was no temporal change in the prevalence of obesity during the years the studies were conducted.
Conclusion: The prevalence of obesity, especially abdominal obesity, is considerably high in Turkish women and increases with advancing age. This finding points out that nationwide action plans against obesity, especially for women, should be designed and implemented by health policy makers.

9.
Türkiye’de metabolik sendrom sıklığı verileri: Kardiyovasküler risk faktörlerine yönelik epidemiyolojik çalışmaların sistematik derleme, meta-analiz ve meta-regresyonu
Data on prevalence of metabolic syndrome in Turkey: Systematic review, meta-analysis and meta-regression of epidemiological studies on cardiovascular risk factors
Adnan Abacı, Mustafa Kılıçkap, Hüseyin Göksülük, Doruk Karaaslan, Cem Barçın, Meral Kayıkçıoğlu, Necla Özer, Mehmet Birhan Yılmaz, Mahmut Şahin, Lale Tokgözoğlu
PMID: 30391988  doi: 10.5543/tkda.2018.00878  Sayfalar 591 - 601
Amaç: Gerek gelişmiş gerekse gelişmekte olan ülkelerde metabolik sendrom sıklığı ülkeler arasında büyük değişkenlik göstermektedir. Ülkemizde son 10–15 yılda metabolik sendrom sıklığı ile ilgili önemli çalışmalar yapılmıştır. Bu yayında Türkiye genelini örnekleyen metabolik sendrom sıklığı ile ilgili çalışmaların meta-analizi yapılmıştır.
Yöntemler: Son 15 yılda Türkiye’de yapılan ve metabolik sendrom sıklığı hakkında bilgi veren epidemiyolojik çalışmalar Ovid Medline, Web of Science Core Collection ve ULAKBİM veritabanlarında tarandı. Ayrıca Sağlık Bakanlığı, Türkiye İstatistik Kurumu ve ilgili meslek örgütlerinin web siteleri konu ile ilgili araştırmalar açısından incelendi. Analize alınan araştırmalar kendi geliştirdiğimiz bir yanlılık (bias) skoru ile değerlendirilerek yanlılık riski yüksek ve düşük olarak iki gruba ayrıldı. Meta-analizde rastgele etkiler modeli kullanıldı. Prevalans değerlerindeki heterojeniteyi ve zamansal değişimi değerlendirmek üzere lineer ve non-lineer meta-regresyon yapıldı.
Bulgular: ATP III tanımına göre metabolik sendrom ile ilgili bilgi veren 4 çalışmaya (n=34893) ulaşıldı. Hem makalelerin seçiminde hem de seçilen makalelerin yanlılık açısından skorlanmasında gözlemciler arasındaki uyum mükemmel düzeyde bulundu. Rastgele etkiler modeli ile yapılan meta-analizde metabolik sendrom prevalansı tüm grupta %32.9 (%95 CI 30.2–35.6), kadınlarda %38.3 (%95 GA 35.8–40.8), erkeklerde %26.8 (%95 GA 23.4–30.3) olarak hesaplandı. Uluslararası Diyabet Federasyonu’nun tanımına göre metabolik sendrom prevalansı ile ilgili bilgi veren 2 çalışma vardı (n=8568). Bu çalışmaların meta-analizinde rastgele etkiler modelinde metabolik sendrom prevalansı tüm grupta %43.3 (%95 GA 41.9–44.7), kadınlarda %50.4 (%95 GA 49.0–51.9), erkeklerde ise %35.4 (%95 GA 32.5–38.5) bulundu.
Sonuç: Ülkemizde metabolik sendrom sıklığı, özellikle kadınlarda çok yüksektir ve her dört erkekten birinde ve her üç kadından birinde metabolik sendrom vardır. Metabolik sendromu önlemeye yönelik çalışmalar yapılması gerekmektedir.
Objective: The incidence of metabolic syndrome varies greatly in developed and developing countries. In the last 10 to 15 years, important studies have been performed examining the incidence of metabolic syndrome in Turkey. This article is a meta-analysis of the studies that investigated the incidence of metabolic syndrome this country.
Methods: Epidemiological studies from the last 15 years that provided information about the incidence of metabolic syndrome in Turkey were screened in the Ovid Medline, the Web of Science Core Collection, and the Turkish Academic Network and Information Center (ULAKBIM) databases. In addition, web pages of the Ministry of Health, the Turkish Statistical Institute, and the associations of the related medical discipilnes were screened for appropriate studies. A bias tool that is developed by our team was used to categorize the included studies as having low- or high risk of bias. A random effects model was used in the meta-analysis. Linear and nonlinear meta-regression analyses were performed to evaluate heterogeneity and temporal variations in prevalence rates.
Results: Four studies (n=34893) were identified that provided information about the status of metabolic syndrome in Turkey using the Adult Treatment Panel III definition. There was excellent interobserver agreement regarding the selection of studies and the scoring of the selected research with respect to bias. The meta-analysis revealed a prevalence of 32.9% (95% confidence interval [CI]: 30.2–35) overall, 38.3% (95% CI: 35.8–40.8) in women, and 26.8% (95% CI: 23.4–30.3) in men. Two studies (n=8568) provided data according to the International Diabetes Federation definition of metabolic syndrome. The random effects model used in the meta-analysis of these studies demonstrated a prevalence of metabolic syndrome of 43.3% (95% CI: 41.9–44.7) overall, 50.4% (95% CI: 49.0–51.9) in women, and 35.4% (95% CI: 32.5–38.5) in men.
Conclusion: In Turkey, the incidence of metabolic syndrome is 1 in every 4 men, and 1 in every 3 women. The rate is particularly high among women. Studies designed to prevent the development of metabolic syndrome are needed.

10.
Türkiye’de sigara tüketimi verileri: Kardiyovasküler risk faktörlerine yönelik epidemiyolojik çalışmaların sistematik derleme, meta-analiz ve meta-regresyonu
Data on smoking in Turkey: Systematic review, meta-analysis and meta-regression of epidemiological studies on cardiovascular risk factors
Necla Özer, Mustafa Kılıçkap, Lale Tokgözoğlu, Hüseyin Göksülük, Doruk Karaaslan, Meral Kayıkçıoğlu, Mehmet Birhan Yılmaz, Cem Barçın, Adnan Abacı, Mahmut Şahin
PMID: 30391989  doi: 10.5543/tkda.2018.85349  Sayfalar 602 - 612
Amaç: Sigara kullanımı Türkiye’deki en önemli sağlık sorunlarından ve önlenebilir ölüm nedenlerinden birisidir. Son 10 yılda bu sorunun çözümüne yönelik pek çok yasal önlemler alınmıştır. Bu çalışmada ülkemizde son 15 yılda gerçekleştirilen epidemiyolojik çalışmaların sistematik derleme ve meta-analizi yapılarak sigara kullanımı prevalansının belirlenmesi amaçlandı.
Yöntemler: Çalışma amacına uygun epidemiyolojik araştırmalar Ovid Medline, Web of Science Core Collection ve ULAKBİM veritabanları ile Sağlık Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumunun web sayfaları üzerinden tarandı. Analize alınan araştırmalar Türkiye’yi temsil etme derecesi ve ölçümlerin standardizasyonu dikkate alınarak kendi geliştirdiğimiz yanlılık (bias) skoru ile değerlendirildi. Rastgele etkiler modeli ile meta-analiz ve meta-regresyon yapıldı.
Bulgular: Sigara kullanımı ile ilgili verisi olan 10 epidemiyolojik çalışmaya (n=122383) ulaşıldı. Kadın (n=49524) ve erkekler (n=37684) için ayrı olarak sigara kullanma verisi bu çalışmaların sekizinden elde edilebildi. Tümü yanlılık riski açısından düşük olarak değerlendirilen bu çalışmaların meta-analizinde arada bir sigara kullanan grup dahil edildiğinde sigara kullanımı prevalansı tüm grupta %30.5, kadınlarda %15.7, erkeklerde ise %46.1 bulundu. Meta-regresyon analizinde kaba (crude) prevalans değerlerinin zamanla değişimi anlamlı olmasa da, yaş kategorilerine göre prevalans değerlerini veren 3 çalışmanın verileri yaşa göre standardize edildiğinde 2003–2012 yılları arasında sigara kullanım sıklığının arada bir kullananlar dahil edildiğinde %6.8 birim (%20.2 oranında), hariç tutulduğunda %8.4 birim (%26.3 oranında) azaldığı görüldü.
Sonuç: Sigara tüketiminin azaltılmasına yönelik alınan pek çok önleme rağmen 15 yaş üzerindeki Türk toplumunun yaklaşık üçte biri, erkeklerin ise yaklaşık yarıya yakını sigara kullanmaktadır. Sigarayla mücadele programlarına devam edilmesi ülkemiz açısından oldukça önemlidir.
Objective: Smoking is one of the most important public health problems and preventable causes of mortality in Turkey. Major healthcare policies have been implemented to combat this problem over the past 10 years. The aim of this study was to conduct a systematic review and meta-analysis of epidemiological studies performed in the country in the last 15 years to determine the prevalence of smoking in Turkey.
Methods: Ovid Medline, the Web of Science Core Collection, and the Turkish Academic Network and Information Center (ULAKBIM), as well as the websites of the Ministry of Health and the Turkish Statistical Institute were searched for the appropriate epidemiological studies. Studies included in the analysis were evaluated by a self-developed bias score regarding their potential to represent Turkey and standardization of measurements. The meta-analysis and meta-regression analysis were performed using a random effects model.
Results: Ten epidemiological studies (n=122383) that included data about smoking were found. Eight of them (all with low bias score) included separate data about the smoking habit of women (n=49524) and men (n=37684). The smoking prevalence was determined to be 30.5% for the whole group, 15.7% for women, and 46.1% for men, when occasional smokers were included. Although the change observed in crude prevalence values over time was not statistically significant, when the data of the 3 studies that gave prevalence values according to age categories were standardized according to age, the incidence of smoking between 2003 and 2012 decreased 6.8% (20.2%) when occasional smokers were included and 8.4% (26.3%) when they are excluded.
Conclusion: Despite implementation of major healthcare policies and some success in decreasing rate of smoking, one-third of the Turkish population aged over 15 years and nearly half of the men are smokers. It is essential to continue and to strengthen measures to combat smoking.

11.
The Prospective Urban Rural Epidemiology (PURE) çalışması: PURE Türkiye
The Prospective Urban Rural Epidemiology (PURE) study: PURE Turkey
Aytekin Oğuz, Özge Telci Çaklılı, Burcu Tümerdem Çalık, Pure Investigators
PMID: 30391990  doi: 10.5543/tkda.2018.32967  Sayfalar 613 - 623
Amaç: The Prospective Urban Rural Epidemiology (PURE) çalışması sosyal, çevresel ve kişisel risk faktörleri ile kronik hastalıklar hakkında veri toplamayı amaçlayan, 35–70 yaş arası, şehirde ve kırsalda yaşayan 25 ülkeden katılımcıya sahip prospektif bir çalışmadır. Çalışma Kanada’da McMaster Üniversitesi Population Health and Research Institute tarafından yönetilmektedir. Türkiye’de ise çalışmayı Metabolik Sendrom Derneği yürütmektedir.
Yöntemler: Çalışma için sekiz bölge seçildi. Saha çalışmaları 2008 yılında başlayan çalışmada antropometrik ölçümler, kan ve idrar örnekleri, el kavrama kuvveti, EKG, spirometre ve vücut kompozisyonu ölçümleri alındı. Katılım fazından sonra takip fazında her yıl katılımcılar telefon ile aranarak sağlık durumlarındaki yenilikleri analiz edecek soruları barındıran anketler yöneltildi. Üç yılda bir tekrar sahaya inilerek anketlere ek olarak başlangıçta yapılan antropometrik ölçümler, EKG, spirometre ve kan, idrar örnekleri tekrarlandı.
Bulgular: PURE Türkiye 4056 (%60.7 kadın, %39.3 erkek, ortalama yaş: 50±9.1) katılımcı ile temsil edilmektedir. Katılımcıların %43.9’unda metabolik sendrom vardır, %52.8’i ise obezdir. Hipertansiyon prevelansı %41.1’dir ve kan basıncı kontrolü %34 hastada sağlanmıştır. Toplam 2098 (%51.7) katılımcının total kolesterolü ≥200 mg/dL’dir veya bir lipit düşürücü ilaç kullanmaktadır. Diyabetli hastalar arasında %79.8’inin LDL kolesterol seviyesi ≥100 mg/dL’dir. Yıllar içerisinde bu hastalıklara sahip hasta sayısında ciddi artış görülmemekle birlikte diyabet prevelansı 2008’de %13.7 iken 2015 yılında %21’e çıkmıştır. PURE çalışmasının başlangıç ve takip verileri tüm ülkelerle birlikle analiz edilmekte, uluslararası yayınlar olarak paylaşılmaktadır.
Sonuç: Sonuç olarak PURE çalışması ülkemizde ve dünyada halen devam eden, prospektif, geniş katılımlı bir epidemiyolojik çalışmadır ve temel amacı kronik hastalıkların “sebeplerinin sebeplerini” bulmaktır. Ülkelerin sağlık durumlarını göz önüne koymanın yanı sıra sağlık politikalarına yön verme potansiyeli mevcuttur.
Objective: The Prospective Urban Rural Epidemiology (PURE) study is a prospective cohort study that collects data on social, environmental, and individual risk factors and chronic diseases among residents of 25 countries in the range of 35 to 70 years of age, living in rural and urban areas. The PURE study is directed by the Population Health Research Institute of McMaster University in Canada. In Turkey, the study is conducted by the Metabolic Syndrome Society.
Methods: In Turkey, the study is being conducted in 8 cities. The initial fieldwork began in 2008. Questionnaires were completed, and anthropometric measurements, blood and urine samples, handgrip strength evaluations, electrocardiogram readings, and spirometer and body composition measurements were obtained. Each year, participants were followed up via telephone. Every third year, questionnaires, field measurements, and biological data sampling were repeated.
Results: PURE Turkey has 4056 participants (female: 60.7%, male: 39.3%; mean age: 50±9.1 years). Among them, 43.9% had metabolic syndrome and 52.8% were obese. The prevalence of hypertension was 41.1% and proportion of controlled hypertension was 34%. A total of 2098 (51.7%) of the participants had a total cholesterol of ≥200 mg/dL or were using a lipid lowering agent. In patients with diabetes, 79.8% had low-density lipoprotein cholesterol levels ≥100 mg/dL. Although a dramatic change was not observed in those parameters in the follow-up years, the prevalence of diabetes mellitus increased from 13.7% in 2008 to 21% in 2015. The baseline and follow-up data of the PURE study were analyzed with the other countries participating in the study and reported for international publication.
Conclusion: The PURE study is a large, ongoing, prospective epidemiological study that is investigating the “causes of the causes” of noncommunicable diseases in the world. In addition to revealing the health status of nations, the study also has the potential to affect health politics.

DERLEME
12.
Meta-analizleri nasıl yorumlayalım: Türkiye’de kardiyovasküler risk faktörlerine yönelik yapılan meta-analizlerin metodolojik açıdan değerlendirilmesi
How to interpret meta-analyses: A recipe for interpretation of the methodology used in the meta-analyses conducted on cardiovascular risk factors in Turkey
Mustafa Kılıçkap
PMID: 30391991  doi: 10.5543/tkda.2018.46062  Sayfalar 624 - 635
Son zamanlarda randomize kontrollü çalışmaların meta-analizleri giderek artan sıklıkta yapılmakta ve birden fazla çalışmanın sonuçları birleştirilerek daha kesin (precise) bir sonuç elde edilmektedir. Prevalans çalışmalarına ait meta-analizler daha seyrek yapılmaktadır. Bu derlemede bir meta-analizin değerlendirilmesinde önemli olan noktalar, Türk Kardiyoloji Derneği Arşivi’nin bu sayısında yayımlanan prevalans çalışmalarına ait meta-analizlerin yorumları ile birlikte sunulmuştur.
Meta-analyses of randomized controlled trials are increasingly performed to obtain more precise results. On the other hand, meta-analyses of prevalence studies are relatively rarely performed. In this review, some important points for interpretation of meta-analyses are given along with the comments on the meta-analyses of prevalence studies that are published in this issue of The Archives of The Turkish Society of Cardiology.

TIPKIBASIM
13.
İskemik kalb hastalıklarının Türkiye'deki dağılımı ve muhtemel etyolojik faktörler
Distribution and possible etiological factors of ischemic heart disease in Turkey
Ali Ekmekci
doi: 10.5543/tkda.2018.98364  Sayfalar 636 - 647
Makale Özeti | Tam Metin PDF

© copyright 2018 TKD Arşivi
LookUs & Online Makale